February 2012
1 post
3 tags
January 2012
7 posts
4 tags
1 tag
2 tags
2 tags
3 tags
December 2011
8 posts
3 tags
4 tags
2 tags
2 tags
excerpts-2
(-: a friend, +: me)
- I’m supposed to be dieting because it’s the holidays. I seriously hate my life. Why can’t I be like you and lose weight because I’m depressed or stressed? Although that would make me somewhat shallow, asking for depression to be thin…
+ To lose weight, however unhealthily, what I can recommend are some basics: Sartre, Camus, Kierkegaard.. existential philosophers as...
David Mitchell: (on job interviews) The thing that seems unfair to me is the number of people who are expected to pretend they care about jobs they don’t care about. You should be allowed to- “Look I’m doing it, I’m fulfilling my contract.” You can’t pull in the contract, “Also you have to seem like you give a shit.” I think that’s expecting...
coldplay allahsız.
“para- para- paradise”ı geçtim, hadi geçtim bir şekilde ama o Blue şarkılarından fırlama melodi ifrit ediyor arkadaş. Halk edebiyatımızda nazım biçimi gibi nakaratta tekrar tekrar dönen 3-5 nota. Coldplay allahsız. Her yerde karşıma çıkmasan çemkirmem bu kadar.
November 2011
7 posts
real men don't eat quiche.
Boys Don’t Cry 1979’da çıkmış, Real Men Don’t Eat Quiche 1982’de. Sanıyorum bir dönem, fakat paket halinde, fazla alınganlık göstermiş bütün amcalar. Tamam Hilmi, gitmemi istemiyorsan bir daha da asla ölsem gitmiyorum bir yere, peki. Bunu demeyecektim, -yanlış anlaşılmalara çok müsait bir ortamda şakasının yapılmasını istediğim bir konu değil bu aslında- çünkü Vietnam...
garip şeyler oluyordu.
Midede boşluk ve bulantı hissi üzerine ranza alt komşum İzmirli’nin sabah 3:12 itibariyle uzattığı ekmek arası peynirden bir ısırık almam, ağzıma götürmem ve tadına çok da varamadan mideye indirmemle saat hala 3:12’ydi.
- Sen eski kaşar mı seviyorsun, dedim.
- Ne eski kaşarı, izmir tulumu bu, dedi.
- Başta tulum olduğunu söyleseydin şu an şu peynirle sevişerek evlenecek düzeye gelen...
5 tags
Bir kitabı sorduruyordum etrafa, liseden bir hocaya da mail attım. Cevap yazmış bu, “dahi” anlamına gelen “de” bitişik de hem bitişmemesi gereken yerde.
Hocam,
Yavaş yavaş. Tamam, anlıyorum. Zor sonuçta. Önce “dahi” anlamına geleni ayrı yazalım. Çok değil, “dahi” anlamına geleni. Hayır; turşu, aspirin, salkım söğüt, lacivert, vapur anlamına...
excerpts from a series of mailing.
( -: a friend, +: me)
- The bag is here. It appears much darker in real life. Do you want to see it? I can always get you one and send it with my mum in December.
+ Is it big enough for carrying your laptop with some other stuff?
- I think its pretty big. I can use it for a while and then give it to you if you want.
+ Oh stop being sweeter than my own sister, but I wouldn’t ask you to...
2 tags
October 2011
11 posts
3 tags
1 tag
the problem of evil
(Mantık dersi. The Problem of Evil’in ispatı yapılacaktır. Yani “kötünün” var olduğunun doğruluğundan “tanrının” var olmadığının ispatı. Scheme of abbreviation ve kısa bir girişten sonra)
Hoca: Ok, let’s start now.
Arkamdaki iki kişiden biri: Besmele çek olum başlıyoruz.
(9-10 satır sonra)
Hoca: …premise 3, and from premise 3 we get Q. Now,...
high on adaçayı
Hastayım, üst solunum yollarımda türlü acayiplikler nüksederken hastalıkla ilgili üstü örtülü kalmış düşüncelerim baş gösterdi.
Daha yarım insanken, savunmasızlık ve iyi niyet üst seviyelerdeyken Barış Abi’den şunları dinleyip iman ettik;
Zürefanın düşkünü
Beyaz giyer kış günü
Sonunda şifayı kapıp da şaşırınca
Bana gel beni dinle iyi yaz, defteri kalemi al iyi yaz.
Bakınız ben...
3 tags
2 tags
3 tags
1 tag
“The supposed great misery of our century is the lack of time; our sense of that, not a disinterested love of science, and certainly not wisdom, is why we devote such a huge proportion of the ingenuity and income of our societies to finding faster ways of doing things - as if the final aim of mankind was to grow closer not to a perfect humanity, but to a perfect lightening-flash.”
The...
3 tags
September 2011
9 posts
3 tags
2 tags
Nokia, biliyorum telefonsun.
Ama kendimi sana bir yakın hissettim bu gece. Akranlarını düşündüm, bir yol bulup tutturmuş hepsi. Düşününce kafanda bir resim gibi canlanıyor bunların bütün amacı;
iPhone: dokunmalı, hantal
Blackberry: qwerty, tombul
Nokia: connecting people.
Connecting? Bravo, büyük başarı. Bir telefon olarak bunu da yapıyor olmak.. Sen nesin Nokia? DEDEMİN TELEFONU OLMAN DIŞINDA NESİN?
2 tags
Bir süredir telefonuma ödemeli atan bir numara var, bugün yine aradı. Ben bant kaydında durumu izah eden ablayı canım çektiği kadar dinleyip aramayı reddetmek için 2’ye basacağım anı düşünerek telefonu açtığımda genç bir adam sesi “Kimle görüşüyorum?” dedi.
“Ben kiminle görüşüyorum acaba?” dedim.
“Sümbül orada mı?” dedi.
“Yok burada Sümbül,...
2 tags
2 tags
2 tags
“I lived in Stratford-on-Avon until about five years ago. In fact, we moved from Stratford to Los Angeles. So you can imagine what a seamless transition that was. Actually, we lived in a place called Snitterfield, just outside Stratford, which is where Shakespeare’s father was born. Are you struck by a new thought? I was. You don’t think of Shakespeare having a father, do you? Do...
August 2011
9 posts
2 tags
3 tags
3 tags
3 tags
Benden babama karşı fantastik edebiyatı savunan adam da oldu ya.. hayat nasıl bir yermiş.
Esma, çok kalpten dua mı ettin, ne yaptınız bana?
Verdiğin fantastik edebiyat örnekleri üzerinden bir kaç şey söyleyeceğim. Öncelikle üç örnek de birbirinden çok farklı, ‘afyon’ yada Hollywood için ekmek kapısı olmaları mevcut konjoktür içinde değerlendirildiğinde varılacak bir sonuçtur, evet....
2 tags
“Potansiyel Adam” adında bir süper kahraman üzerine karalama
Kimdir bu Potansiyel Adam? Durur. Durağandır. Hakikaten çok güzel durur. Alıp yüksekçe bir yere koyarsanız toplumda değeri artar. Neden? Konuşacak konusu olur, “Uf nası müthiş inerim burdan bi insem.” gibi. Yükseltisinin sıfırdan büyük olması gibi bir konu bile müthiş geyik çevirmesine yeterliyse gelecek planları...