(ben şöyle bir yere geldim.)
“Hayattaki ilk filmim” gibi romantik bir sıfatlandırması olan o filmin uzundur beklettim banyosunu.
Şimdi tekrar bakınca;
annemin -artık ölü- japon balıkları,
balkondaki sardunyalar,
odamın 3-4-5 üçgeni penceresinden görünen baca ve
Sirkeci Tren İstasyonu değil de
Esma’nın Pentax’ı ile hemen de nasıl güzel konuşabildiğimiz geliyor aklıma.
(Kendi makinemle kalkışsam şuna, içinizden hangi şempanze basıp durdu deklanşöre demeye getirirdi. Şüphem yok. Ayrıca emeği geçen Nurba’ya da selam.)