Benden babama karşı fantastik edebiyatı savunan adam da oldu ya.. hayat nasıl bir yermiş.
Esma, çok kalpten dua mı ettin, ne yaptınız bana?
Verdiğin fantastik edebiyat örnekleri üzerinden bir kaç şey söyleyeceğim. Öncelikle üç örnek de birbirinden çok farklı, ‘afyon’ yada Hollywood için ekmek kapısı olmaları mevcut konjoktür içinde değerlendirildiğinde varılacak bir sonuçtur, evet. Fakat Narnia ve Lord of the Rings için durum, İslamoğlu’nun tabiriyle ‘dini turizm’e dönüşmüş Hac’ın trajikomik durumuna benziyor. İlk Hac’ın onca yıl önce hacı yağı ve tespih satan dükkanlardan tut Kabe etrafındaki lüks hotellere kadar geniş bir piyasa için gerçekleştirildiğini ahval ve şeraite bakıp çıkarmak ne kadar temiz dövüş olur?
Lord of the Rings’i Tolkien 1937-1949 yılları arasında kaleme aldı. 2. Dünya Savaşı, Hitler’in Avrupa’ya korku saldığı yıllar. Lord of the Rings bu açıdan dönemsel bir okuma içinde incelenebilir nitekim incelenmiş bir eserdir. Nazism/Faşism’den ödü kopan ama (1937-39’da aktif olmak üzere) Chamberlain’in Yatıştırma Politikası adıyla “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyen pasif bir İngiltere’nin edebiyatçısı Tolkien, tam da bu atmosforde kitabı yazmaya başlıyor. Okumadığın ve izlemediğin için şunu söylemekte fayda görüyorum, üç kitap da müthiş bir korkunun ama bir yandan umut havasının estiği mutlu biten destansı bir anlatıdır, ve tam da bunun ihtiyacı içindelerdir.…